|
| : | Yapıya tutturulmuş hareket etmeyen ışık köprüsü. ... |
| : | 1950'lerde başlıcalıkla Fransa'da yaygınlık kazanmış bir avangart tiyatro akımı ve anlayışı. Göreneksel burjuva dünyasının alışılageldik ... |
| : | 1) Bir tiyatro metninde baş oyun kişisinin ya da önemli kişilerin yönelişlerini başlatıp bitiren kesim. ... |
| : | Sahnenin seyirciye açılan çerçeve içinde kalan görüngesi. ... |
| : | Sahne altındaki kat. Birinci bodrum. İkinci bodrum. Üçüncü bodrum. ... |
| : | Tiyatronun temel öğelerinden biri. Sahne oylumu bilgisi ve düzeni. Dekor, giysi, ışıklama, ses ve ışık ... |
| : | 1) Bir romanı ya da öyküyü oyunlaştırma. 2) Bir sahne yapıtını için daha uygulana bilir ... |
| : | Sahnenin disiplininden, düzeninden ve çalışma izlencisinden sorumlu olan yetkili. Sahne yetkilisi, oyun çıktan sonra gösteriler ... |
| : | Bir salon dekoru içinde oynan ve nükteli konuşmalarla gelişen, hifif, salt eğlendirmeye dayanan komedya biçimi. ... |
| : | Kazanç düşünmeden kazanç yapmayı hedefleyen ve bunu yaparken seyircisine düşünce duygu açısından katkıda bulunmayı amaç ... |
| : | Feodal çağın sonuyla mutlakçılık döneminin başı arasında Batı'da prenslik saraylarında yer almaya başlayan tiyatro etkinlikleri. ... |
| : | 1960'lardan sonra yerleşik, ticari tiyatro kültürüne karşı ortaya çıkmış bir sanat ve eylem tiyatrosu hareketi. ... |
| : | Afro- Amerikan tiyatrosu. ABD'deki siyahi azınlığın tiyatrosu olarak ilk Siyahi Tiyatro topluluğu New York'ta 1821'de ... |
| : | İşlediği konuyu genişletmeden, en canlı çizgiler içinde veren, genellikle güncel olaylara ve aile sorunlarına değinen ... |
| : | Shakspeare Sahnesi denilen, Elizabeth dönemi halk tiyatrolarının sahne üstünde balkonlu alan; burası yerine göre balkon, ... |
| : | Sokaklarda çeşitli beceri gösterilerinde bulunan, skeçler oynayan, müzik aletleri çalan, buna karşılık seyredenlerden para toplayan ... |
| : | Geleneksel tiyatro yapıları dışında, açık havada, herhangi bir yerde, sokakta, parkta,alanda ve benzeri yerlerde oyunlar ... |
| : | XV. Yüzyılın sonları ile XVI. Yüzyılın başlarında rağbet gören, taşlamalı, kalın çizgili ve koşuklu oyun. ... |
| : | Bir oyunda, revüde yada sirkte gülünç hareketler, sözler ve becerilerle seyredenleri eğlendiren sanatçı. ... |
| : | Olay dizisini gerçekçilik erklerinden ve alışıla gelmiş mantık dizgesinden soyutlamak amacını güden tiyatro iç dünyayı ... |
| : | Düşünceleri ve duyguları kimi kez müzik, kimi kez çeşitli eşyalar kullanarak, kimi kez dansla ya ... |
| : | Konstantin Stanislavskinin (1863) 1938) oyunculuk yöntemi. Oyuncunun iç ve dış yönden kendini rolüne hazırlamasını ve ... |
| : | Stanislavski tarafından sistemleştirilmiş özdeşleyime dayalı oyunculuk yöntemi. Psikolojik gerçekçi oyunculuk sanatının başkuramcısı olan Stanislavski, özdeşleşmeyi ... |
| : | Naziler'in iktidara gelmesiyle birlikte yabancı ülkelere sığınan ve sürgün giden Alman tiyatro sanatçıları ve yazarlarınca ... |
| : | Kırmızı, turuncu ve sarı renkler, duyguları kışkırtıcı sıcak renkler öbeğine girer. ... |