|
| : | 17- 18. yüzyılların bir saray tiyatrosu biçimi; saray şenliklerinde bahçeye kurulan Barok kulisli tiyatrolar ya ... |
| : | Tanınmış melodilerle söylenen şiirli opera. İngiltere'de XVIII. yüzyılda İtalyan operasına bir tepki olarak çıkmıştır. Bunun ... |
| : | Aşağı yukarı 1590 ile 1750 yılları arasındaki süreçte egemen olan bir sanat ve kültür anlayışı. ... |
| : | 20. yüzyılın başlarında tiyatro mimarisi ve sahne tasarımı alanında yenilikçi öncü denemelerde bulunmuş, daha çok ... |
| : | Bir opera gösterisinde perde açılmadan ya da açılırken çalınan giriş müziği. ... |
| : | Bir oyunun belkemiğini kuran oyun kişisi. ... |
| : | Bir oyunun gelişmesine asal katkısı olan rol. ... |
| : | Belediyeden ödenek alarak çalışan ve belediye hizmetlerinden birini gören tiyatro. ... |
| : | Yaşanmış belli bir olayı, olayla ilgili belgelerden yola çıkarak, bu belgelerin oyunlaştırılması biçiminde sergileyen oyun. ... |
| : | Yaşanmış önemli bir olayın belgelere dayanarak tiyatro sahnesi için uyarlanmasıyla ortaya çıkan gösteri. ... |
| : | İki temel tiyatro ve oyun biçeminden biri; göstermeci tiyatro ve oyun biçeminin karşıtı. Benzetmeci Tiyatro, ... |
| : | Bir müzik yapıtını yaratan kişi. ... |
| : | 20. yüzyılın başlarında, natüralizme karşı, simgeci sanat akımı çevresinde yer almış sahne düzeni ve tiyatro ... |
| : | İçeriğe karşıt, biçimin özerkliğini tanıyan, içeriği biçime indirgeyen genel bir tiyatro anlayışı. Biçimci Tiyatro, somut ... |
| : | Güncel konuları belli bir tutumda yansıtan ve seyirciyi etki altına almayı amaçlayan güdümlü tiyatro. ... |
| : | Bilgisayar yoluyla sahne ışıklarının saptandığı, gerçekleştirildiği ve denetlendiği elektronik karartıcı. Bu tür karatıcıların ilk evrelerinde ... |
| : | Stanislavski"nin oyunculuk dizgesinde, insanın kendi tarafından denetleme bilir yanı. ... |
| : | Stanislavskki dizgesinde insanın denetimi dışındaki duygusal tepkileri kapsayan iç mekanizma için kullanılan sözcük. ... |
| : | Oyun kişilerinden birinin, bilmez gibi davranıp başkasının ağzından söz almak için bildiği bir şeyi bilmiyormuş ... |
| : | Tüm sanatların bir uyum içinde kaynaştırıldığı ve bundan bireşimsel bir bütün ortaya çıkarıldığı tiyatro. ... |
| : | Tiyatro sanatları öğelerinin bütünsel sanat yapıtı içinde bireşimini öngören tiyatro plastiği ve tekniği anlayışı. 1900'lerde ... |
| : | Meyerhold'un Pavluv'un koşullu tepke kuramı ile Taylorculuğun etkisi altında ortaya attığı, mekanikliğe ve ekonomikliğe dayalı ... |
| : | Konuşma organlarımızın (dudak, dil, damak uzamı, yanaklar, alt çene) boğazımdan çıkan sese biçim vermek için ... |
| : | Büyük kentler dışında, çeşitli yörelerde kurulmuş, aynı zamanda gezici olan ödenekli tiyatrolara verilen ad. ... |
| : | Bir tiyatro metninde olay dizisinin ana kesimlerini oluşturan ve kendi içinde bütünlüğü olan bölüm. ... |
| : | Bir oyun sahnelenirken kesilmesi gerekli dizelerin ya da kesimlerin çıkartılması. Budama, oyunun bütünlüğünü bozmayacak ve ... |
| : | XIX. yüzyılda, Fransa'da kentsoylu melodramlarından çıkmış, sıradan seyircinin duygularına yönelik gişe başarısını önde tutan güldürü. ... |
| : | Kökence 19. yüzyılın ilk yarısında Paris'te Baron Georges Hausmann tarafından kentin yenileştirilmesi hareketi içinde açılan ... |
| : | 18. yüzyıl Aydınlanma tiyatrosunun başlıca oyun türü; ciddi oyun. Aristokrasiyle boy ölçüşen burjuvazinin yaşam felsefesini ... |
| : | Kalın çizgili, kişileri ve olayları karikatürleştirerek veren ve genellikle yerici, taşlayıcı, abartılı güldürü türü şakacı ... |
| : | Stanislavs kinin oyunculuk dizgesinin yaratıcılığa ilişkin çalışmasında, bir oyuncunun kendi yaşantısı olmayan bir rolü eğer ... |